Eşi Fatma'yı Darb Eden Mustafa (1889)
Ankara’nın Beypazarı kazasında 1889 yılında geçen kısa bir ceza davasına bakıp eşi Fatmayı darb eden Mustafa’nın aldığı cezayı görelim. (Karar No 28, Tarih: 29 Mayıs 305. Defter Bilgisi: Beypazarı, Eski No: 12, Mikrofilm No: 7328).

İki taraf da duruşmaya gelmiş.
Muavin vekili (sanıyorum günümüzdeki karşılığını savcı yardımcısı olarak düşünebiliriz) Tevfik efendi iddianamesini mahkemeye vermiş ve mevcut evraklar zabıt katibi Mustafa efendiye okutturulmuş. Özetle, Mustafa, eşi Fatma’yı darb ettiğini ikrar (kabul) etmiş ve iddia isbat olunmuş. Kanun-u Ceza’nın 179. maddesine göre de muhakemesine karar verilmiş.
Belgenin içeriği taraflara sözlü olarak aktarılmış ve olayın nasıl gerçekleştiği şikayetçi Fatma’ya sorulmuş. Fatma da Mustafa’nın kendisini maşa ile darb ettiğini söylemiş. Mustafa ise maşa ile değil destiyle darb ettiğini itiraf etmiş.
Muavin vekili bu ikrar üzerine Kanun-u Ceza’nın 179. maddesine göre cezalandırılma talep etmiş. Kanunun 179. maddesine bakıyoruz:

Tarafların başka diyeceklerinin olmadığının anlaşılmasıyla duruşma son bulmuş.
Mahkeme, özetle, darb eyleminin Mustafa’nın ikrarıyla müsbet bulunduğunu, eylemin kanunun 179. maddesine, yani hafif yaralamaya, temas ettiğini söylüyor ve kararda bu hükmü alıntılıyor.
Sonuç olarak mahkeme bu maddeye dayanarak Mustafa’nın iki hafta hapsine ve mahkeme masrafları olan 85 kuruşun kendisinden tahsiline istinaf yolu açık olmak üzere karar veriyor.
Karar tarihi olarak 29 Mayıs [1]305 okuyoruz, bu da TTK’nın çevirme programına göre 10 Haziran 1889 oluyor. Bugünkü anlamıyla “iddianame” olarak isimlendirebileceğimiz mahkemeye sunulan belge ise 21 Mayıs [1]305 tarihli yani 2 Haziran 1889. Neredeyse 1 hafta içinde ve tek duruşmada karar verilmiş.
Böylece Osmanlı’da aile içi şiddetin o zamanki örneğinin, 1889 yılında bir taşra ilk derece mahkemesine nasıl yansıdığını ve mahkeme tarafından nasıl cezalandırıldığını görmüş olduk.